Kanayan Yarama Parmak Basın!
Anneciğimin muhteşem mutfak becerisinden bir nebze genlerimde ihtiva ettiğimden biraz şanslıyım. Gözlemciliğimle bu yönümü geliştirdiğim için de -aldığım feedbacklere bakılırsa- biraz başarılıyım. Rahmetli anneannemin deyimiyle yemeklerim "yenmeyecek bir şey değil" (Artık iyi bir şey mi demek istedi, kötü bir şey mi varın siz düşünün) Gel gör ki; çorba yapamıyorum arkadaş! Haydi! Gelin birlikte bu çok önemli, kanayan yarama parmak basalım. Tamam. Çorbalarım lezzetli oluyor. Zaten dünyanın en kolay işi… Ama benim elimin ayarı yok. Ne zaman "bu sefer iki kişilik çorba yapacağım" desem sonum hüsran. İçimde bir yerlerde pusuda bekleyen Anadolu kadını, gadın anam, evlatları bol bol 'yisin' diye kıvranan teyzem hortluyor ve ben yine bir kazan dolusu çorbayla nihayete eriyorum. Bu uğurda 3 tencere değiştirmişliğim var. En küçük çelik tencerede başlayan serüven bir bakıyorum aşure kazanında son buluyor. O arada geçen süre old...