El Emeği

Haftada kaç kez balık yemeliyiz?
 
Sağlımız için de çok yararlı olan lezzetli ve vazgeçilmez besinimiz balığın sofralarımıza ne sıklıkla girmesi gerektiğini biliyor muydunuz?


10 Mart 2011

İçerdiği koruyucu yağ asidi ile kalp hastaları için önemli bir besin olan balık,  kırmızı ve beyaz etten daha sağlıklı olmasıyla tercih ediliyor.

İçinde bol miktarda B, A ve D vitamini bulunan balığın her yaşta insan için çok faydalı olduğu biliniyor. Bununla birlikte özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için temel besin maddelerinden biri. Balık yağı da besin takviyesi olarak gelişme çağındaki çocuklar için sıkça başvurulan yöntemlerden.


Balığın kolesterol bulundurmayan bir et olduğu için kırmızı ve beyaz etten daha sağlıklı olduğu bilinen bir gerçek. Fakat tüketiminde dikkat edilmesi gereken konu ise, kalp için faydalı olması açısından balığın düzenli olarak tüketilmesi.

Sofranızda haftada 3 gün bulundurduğunuz balık sayesinde kalbinizi ve sağlığınızı koruyacak, yükselen kolestrolle hiç çaba sarfetmeden savaşacaksınız. Haftada en az 2 kez mutlaka tüketilmesi gereken balık, farklı pişirme alternatiflerine açık olan yapısı sayesinde tüketirken sıkılmayacağınız besinlerden.

Kılçığı bile yararlı

Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu yaşayanların balık etini daha fazla tüketmesi gerekiyor. Balığın protein içeriği ete eşdeğer olduğu için, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindiriliyor ve vücutta daha çok kullanılabiliyor.

Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin balık tüketimi ile karşılanabileceğini bildiren uzmanlar, balığı öneriyor.


  En tatlı kırmızı burada!
 
Özellikle kış aylarında neredeyse her gün tükettiğimiz, tatlılarda kullandığımız vazgeçilmez meyve elma, sağlığımız için hizmet ediyor.

14 Mart 2011

Hazmı kolay ve hafif bir meyve olan elma, güzel kokusuyla kötü kokuları bastırmada yardımcı olur. Ceviz ve tarçınla kullanıldığında bir çok pratik tatlıda, aniden gelen misafirlere karşı kurtacınız olabilir.

Elma idrar söktürücüdür, böbrekleri çalıştırır, idrar söktürdüğü için vücuttaki ödemi atar ve yorgunluk hissinin kaybolmasına neden olur.

Kanı da temizleyen elma, gebelikte ortaya çıkan mide bulantısı ve kusmaya karşı da bir silah olarak kullanılabilir.


Kabuğuyla birlikte tüketildiğinde daha faydalı olan elma, kaynatılıp ya da sıkılıp meyve suyu olarak da tüketilebilir.

Kabuğu ve çekirdeğiyle kaynatılan elmanın suyuna eklenen tarçın, karanfil ve limon ile enerji veren ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir karışım oraya getirmeniz mümkün olacaktır.


Ağız kokusuna, öksürüğe de çözüm getiren elma, kırmızıdan yeşile kadar türlü renklere sahip olarak yetişir ve toksin atımında birebir işe yarar. Bu sayede güzel bir cildin de garantisini veren elmanın taze sıktığınız suyunu cildinize sürdüğünüzde cildiniz canlanacaktır. Sindirimi kolaylaştıran tek meyve olarak dolaplarımızda yerini alır.

Bu özellikleriyle kilo vermeye de yardımcı olan elmayla formunuzu koruyarak lezzetli ve sağlıklı tatlılar ortaya çıkarmanız mümkün.


Bu çekirdeklerde lezzet gizli
 
Besleyiciliğiyle diyet listelerinin de vazgeçilmezi olan incirle mükemmel tatlar yakalayabilirsiniz.

16 Mart 2011

Dutgiller familyasına dahil olan incir içerdiği yaklaşık 800 kadar tür içinde ticari öneme sahip meyve veren tek bitkidir.

Türkiye'de en lezzetli incir İzmir'de yetiştirilir. Karayaprak, bardacık, şeker, mor, yediveren, patlıcan, kavak ve sultanselim çeşitleri Türkiye'de yetişen bazı incir türleridir.

Çok yüksek besin değerine sahip olduğu için doyurucu özelliği bulunan incir, diyet listelerinin de vazgeçilmezidir.

Tatlı meyvesiyle hafif olduğu kadar lezzetli de olan bu meyve, tatlılarda ve yemeklerde farklı tariflerin ortaya çıkmasına yardımcı olur.

İncirle lezzetli tatlılar elde edebilir, reçellerle kahvaltınızı süsleyebilir, anayemeklerinize ekleyerek otantik tatlar elde edebilirsiniz.

Tedavi edici özelliğiyle de yüzyıllardır kullanılan incir, yara ve hastalıklarda başvurulan bir ilaç niteliğindedir. İçerdiği A, B, C vitaminleriyle günlük yaşam için enerji ve zindelik sağlayan incir, bir çok farklı alana hizmet eder.

İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Örneğin gün içinde tüketilen 100 gr. kuru incir ile, bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun yüzde 17'si, demir ve magnezyumun yüzde 30'u, fosforun yüzde 20'si, B1 vitamininin yüzde 5'i ve B2 vitamininin yüzde 4'ü alınmış olur.

Bağırsak hareketlerinin hızlanmasında uyarıcı madde olan incirle, özellikle çocuklar için bu konuda en sağlıklı uygulama hazırlanabilir. Doğranmış incirin üzerine dökülen kaynar suyla elde edilen karışım, boşaltım sisteminizdeki aksaklıklar için geçici çözüm verecektir.


Yağsız da kabak kızartabilirsiniz!

Kolestrol yükselttiği için korkarak yaklaştığımız kabak kızartması artık çok sağlıklı!

16 Mart 2011

Bol lifli olduğu için sofralarımızdan eksik etmediğimiz, birçok yemei süslendirmede bize yardımcı olan kabak, kızartma olarak da Türk sofralarının vazgeçilmez lezzetlerindendir.

Sağlık açısından zararlı olduğu için korkarak yaklaştığımız kabak kızartması artık çok sağlıklı!

Aynı zamanda tohumları da olan çekirdekleri tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılan kabak, çok besleyici bir sebzedir.

Kolestrol açısından yüksek değerlerde gezen ve kalbe dolaylı olarak zararlı olduğu düşünülen kabak kızartması, artık korkulan bir menü olmaktan çıkacak. Soyup, dilimleyerek hazırladığınız kabaklarınızı artık yağsız da kızarmış kıvamına getirmeniz mümkün.


Anneler için müthiş çözüm!
 
Bebeğiniz için ek gıdalara başladıysanız bu çözüm tam size göre!

01 Nisan 2011

Anne sütü yeni doğandan itibaren bebekleriniz için en faydalı gıda. Uzmanlar anne sütünün hastalıklara karşı koruyucu, metabolizmayı hızlandırıcı etkisi üzerinde hemfikirler.

Ancak anne sütünün yetmediği ya da bebeğinizin gelişimine tam olarak cevap veremediği durumlarda ek besinlerin kullanılması şart.

Genelde 3 aydan sonra bebeklerde anne sütünün doyurucu  olmamasından dolayı ek besinler verilirken bazı bebeklerde anne sütünün tamamen kesilmesi durumu ortaya çıkmakta.

Dengeli beslenmenin çok önemli olduğu ilk aylarda, bebeğinizin vücudu için gerekli olan bütün vitamin, mineral ve proteinlerin hazırlayacağınız bu ek besinler yardımıyla sağlanması gerekmektedir. Ve bu durumda da damak gelişimi için gıdanın, bebeğinizin yutabileceği ve yiyebileceği boyutlarda olması çok önemlidir.

Muhallebi ve çorbalarla başlayan bu liste daha sonra doğranmış ve kıyılmış sebze ve meyveleri kullanarak hazırlayacağınız karışımlar olarak bebeğiniz için ideal menüler oluşturacaktır.

Ara öğünler için bebeğinizin zevkle tüketeceği meyveli püreler hazırlamak için, mevsim meyvelerinden bazılarını örneğin muz, elma, kiviyi  Moulinex Fresh Express ile pürüzsüz olana kadar kıydıktan sonra sütle karıştırarak çok faydalı ve leziz bir karışım elde edebilirsiniz.

Bebeğiniz sebzeleri çiğneyemeyeceğinden, yine Moulinex Fresh Express ile kıydığınız yeşil sebzelerle nefis ve besleyici bir sebze çorbası hazırlamanız mümkün.

Daha geç dönemlerde de dilimleyerek servis ettiğiniz meyve dilimleri sayesinde çocuğunuzun dişler daha dayanıklı hale gelecektir.

Bu şekilde hem mutfakta fazla zaman harcamadan hem de artan sebzeleri kıyılmış ya da doğranmış olarak değerlendirebileceğiniz için hızlı şekilde değişik lezzetlere ulaşabilirsiniz.

Çocuğunuzu o büyütecek!

Sağlıklı ve dinamik olabilmek için beslenme zincirimizde en önemli 3 sınıftan biri karbonhidrat.

04 Nisan 2011

Çocuk gelişimi konusunda uzmanların ortak yargısı, dengeli beslenmedir. Bu zincir içinde de enerji verici temel basamak karbonhidrattan oluşur.

Nişastadan elde edebiliceğiniz birçok gıda takviyesiyle, bebeğiniz için ve gelişme çağındaki çocuklarınız için ek besin oluşturmanız mümkün. Çünkü rafine edilmemeiş karbonhidratlar, gereksiz yağlanmaya sebep olmuyor ve büyümeye yardımcı oluyor.

Anne sütünden ayrılan ya da yetmediği için ek besinlere başvurulan durumlarda, nişastalı muhallebiyle başlanılan karbonhidratlar, daha sonra bebeğinizin damak gelişimi ve diş çıkarmasıyla doğru oranltılı olarak pirinç lapası, buğday çorbası, kuskus ya da humusla kendini yeniler.


Enerji veren besinler grubundan olan karbonhidrat sınıfı besinler, uzun süre çocuğunuzu tok tutmakla birlikte, sağlıklı bir şekilde kilo almasına yardımcı olur.

Karbonhidratlar birinci dereceden enerji verici olarak kullanılırlar. Karbonhidratlar en çok ekmek, makarna, fasulye, patates, kepek, pirinç, tahıl ve hububat içinde bulunurlar. Karbonhidratlar vucütta en çok bulunan üçüncü besin maddesidir. Nişasta da karbonhidratların bitkilerde depo edilmiş halidir.

Karbonhidratlar da en az yağlar kadar dikkat edilmesi gereken maddelerdendir. Sağlıklı karbonhidratlar çocuğumuzun gelişimine olumlu katkıda bulunmaktadır. Sağlıksız karbonhidratlar abur cubur yiyeceklerde bulunmaktadır. Çocuklar tarafından daha çok sevilen ve tercih edilen bu abur cubur yiyecekler içinde reçel, çikolata, şekerler sayılabilir.

Bir çocuğun günlük beslenme tarzının yaklaşık %60'ı sağlıklı karbonhidratlar­dan oluşmalıdır. Bu yüzden çocuğumuzun yemek münüsünü hazırlarken rafine olmamış karbonhidratların tüketilmesine dikkat edilmesi gerekir.

Sağlıklı karbonhidratlar grubuna meyve ve sebzeler,rafine olmayan kepek unu, kepekli makarna, esmer pirinç, kepekli ekmek, hububat içeren gıda maddeleri, yulaf ezmesi, arpa sayılabilir.

 Karides Omega-3 deposu!
 
Meze ve yemekler için az yağlı etiyle iyi bir alternatif olan karidesle lezzetli menülere ulaşabilirsiniz.

08 Nisan 2011

Avrupa denizlerinde ve Kuzey Amerika kıyılarında yaşayan, kabuklular sınıfından olan karides, Türk mutfağında da mezeler ve ana yemekler için sevilen bir deniz mahsülü alternatifidir.

Su ürünlerinden karides, yengeç ve ıstakoz, diğer birçok balığa göre daha fazla kolesterol içerse de çoğu etlere ve kümes hayvanlarına göre de daha az doymuş yağ içerir. Bu nedenle su ürünleri dengeli beslenme koşuluyla tüketildiğinde sağlık açısından çok faydalı olacaktır.

Eğer hafif şekillerde pişirilirse daha faydalı olan karidesin tüketilmesi için birçok lezzetli tarif mevcuttur. Kıymetli ve zahmetli bir işlenmeyle sofralara geldiğinden seçkin davetlerinizde ikram edilmeye değer bir besindir.


Karides, aynı zamanda balık gibi omega - 3 diye tabir edilen elzem yağ asitlerinden EPA ve DHA açısından iyi bir kaynaktır.

Gelişme çağındaki bireylerin beslenme zinciri açısından vazgeçilmez bir kaynak olan karides, E ve B12 vitamini ile iyot, çinko ve fosfor minerali açısından da zengindir. Doyurucu bir ete sahip olan karides, yağ oranı düşük olduğu için de diyetlerde salatalarla birlikte sıkça kullanılır.

Genelde dondurularak satılan bu deniz mahsüllerinin yemeklerde değerlendirilirken dikkat edilmesi gereken unsur, ya yakalandıktan sonra en kısa sürede tüketilmesi ya da hemen işlenmesi gerektiğidir.

Brokolinin yararı pişirme yöntemine bağlı!

Amerikan Illınois Üniversitesi’nden bilim adamları brokolinin kansere karşı mucize bir sebze olduğunu ancak vitaminlerini korumasının ancak uygun pişirme yöntemiyle mümkün olduğunu belirtti. Peki, brokoliyi nasıl pişirmeliyiz?


09 Mayıs 2011

Pek çoğumuz brokolinin yararlarından haberdarız. Bu minik yeşil ağaç hamilelik döneminde kadınlar için gerekli olan B9 vitaminini sağlar. B9 fetüsün beyinsel gelişimi için oldukça önemlidir. Hücre yenilenmesine de yardımcı olan brokolide kan pıhtılaşması için gerekli olan K vitamininden büyük ölçüde bulunur.


Ancak brokoliyi pişirme yönteminiz tüm bu vitamin ve minerallerin korunması için büyük önem arz etmektedir. Bilim adamları brokolinin 3-5 dakika arasında pişirilmesi gerektiğini, aksi takdirde hiçbir faydası olmayacağını önemli belirtiyor.


Brokolinin kansere karşı bir bitki oluşundaki sır içerisinde bulunan yapı taşları. Bu yapı taşları iltihap ve metastazı önlemede oldukça etkili. Bu besin maddesinin ısıtılması ise bu yapı taşlarına zarar veriyor. Bu nedenle brokolinin en kısa sürede pişirilebilmesi gerekiyor.


 Enginarın içinde şifa gizli! 

Havaların ısınmasıyla daha da tercih edilen enginarın mucizelerini biliyor musunuz?

27 Mayıs 2011

Zeytinyağlı yemekler hem daha sağlıklı hem de daha hafif olmalarıyla özellikle yaz aylarında sofraların vazgeçilmezlerindendir.

Lezzetli olduğu kadar sağlık deposu da olan enginar sofralarımızda hem etli hem de zeytinyağlı olarak yer almaktadır.


Enginarın Faydaları
Karaciğeri koruyucu özelliği herkes tarafından bilinen enginar, karaciğer rahatsızlıklarının daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.

Sindirimi kolaylaştıran enginar, hazmedilmesi kolay bir sebzedir. Kandaki şeker oranını da ayarlayan bu yeşil yapraklı sebzenin doyurucu olması da tüketilme sebepleri arasındadır.

100 gr. taze ve çiğ (pişirilmemiş) sebze olarak enginarın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 80 kalori; 3 gr. protein; 7,8 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1.5 gr. lif; 70 mgr. fosfor; 55 mgr. kalsiyum; 0,8 mgr. demir; 45 mgr. sodyum; 330 mgr. potasyum; 30 mgr. magnezyum; 0,5 mgr. çinko; 280 IU A vitamini: 0,15 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,7 mgr. B6 vitamini ve 10 mgr. C vitamini.

Enginarın tazesinin ya da konserve edilmişinin bol bol tüketilmesi tavsiye edilmektedir.


Püf Nokta!

Enginarınızı, pişirirene kadar bekletme süresince kararmaması için limon suyu ilave edilmiş bir kap su içerisinde bekletebilirsiniz.


Kayısıyla cildimiz ışıldasın!

Yazın sevilen meyvelerinden kayısı lezzetli olduğu kadar faydalı da...

03 Haziran 2011


Yazın en tatlı meyvelerinden biri olan kayısı serinletici ve hazmı kolaylaştırıcı etkisiyle özellikle formuna dikkat eden kimseler tarafından çok tercih edilir.

Yemeklerden sonra tüketildiğinde sindirim için yardımcı rol üstlenen kayısı, aynı zamanda bol miktarda demir içerir.

Cildi besleyici özelliğiyle de bilinen kayısı içerdiği magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından zengindir. Cilde ışıltı ve parlaklık veren kayısıyla cilt maskeleri hazırlamak da mümkündür.

Kuru, taze meyve halinde tüketilebilen kayısıyla lezzetli ve hafif meyveli tatlılar yapmak da mümkündür.




Türk mutfağının vazgeçilmezi: Soğan

20 Haziran 2011

Mucize bitkiler arasında sayılan, şifa verici olduğu için çeşitli karışımlarda kullanılan, sofralar için de çoğu yemeğin vazgeçilmezi olan soğanın faydalarını biliyor musunuz?

aze ve kuru halde bulunan soğan, çorbalar, salatalar, yemekler için lezzet katıcı ve kıvam sağllayıcı görev üstlenir.

Soğan, zengin vitaminler içeren, güç ve sağlık kazandıran bir sebzedir. Çiğ halde tüketilmesi, pişirilirken içerdiği vitaminleri kaybetmemesi açısından önemlidir.

A, B ve C vitaminleri ile potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından zengin olan soğan bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bu yüzden soğuk algınlığı hallerinde soğan kürü faydalı olacaktır. Zihinsel ve bedensel yorgunluğa karşı da koruyucu silah görevi gören soğanın kaynatılmış suyu da fayda getirecektir.

Hassas mideleri bazı hallerde rahatsız etmesi dışında başka bir yan etkisi bulunmayan soğanın kandaki şeker seviyesini dengelediği de bilinmektedir.

Bazı cilt yaralarının da daha hızlı iyileşmesini sağlayan bu mucize bitki, kanı temizler ve cinsel gücü arttırır.

Türk geleneksel yemekleri için vazgeçilmez olan soğan birçok tarifi lezzetlendirir.



Deprem ve Tsunamiyle Sarsılan Japon Evleri Neden Daha Dayanıklı?

11 Mart 2011 tarihli haberim :)

Dünyada çeşitli zamanlarda meydana gelen depremler, büyük can ve mal kaybına neden oluyor. Peki buna engel olmanın bir yolu var mı?

1960’taki 9.5’luk depremin ardından bina, köprü ve otoyolların depreme dayanıklı inşa edildiği ileri sürülen Şili’de 500 bin bina kullanılmaz hale geldi. Otoyollar ve viyadükler çöktü.

1999'daki Gölcük Depremi 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02'de gerçekleşti. Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. Mw ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşti. Depremde büyük çapta can ve mal kaybı yaşandı. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Üstelik 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz kaldı.

11 Mart'ta Japonya'da meydana gelen 8.9 şiddetindeki deprem ve hemen arkasından gelen tsunami ile sarsılan ülkede ajanslar depremde ölenlerin sayısını 19 olarak duyururken, yüzlerce kişinin de kayıp olduğu bilgisini verdiler.

Tsunami dalgalarının Japonya'nın yanısıra Tayland'ı da etkilediği yolunda haberler geliyor. Tsunami tehlikesi Rusya'yı bile tehdit ediyor. Peki dünya felaketlerle sarsılırken güvenliğimize gerekn önemi veriyor muyuz?

Deprem ve tsunami tehlikesiyle her zaman maruz kalan Türkiye'de deprem sigortasını 4 konuttan yalnızca biri yaptırıyor.

Emlak piyasasının son yılların en canlı dönemini yaşamasıyla hem satıcıların hem de alıcıların yüzü gülüyor. Özellikle metropollerde konut inşaatı hızla artıyor. Aynı paralelde, düşük faizlerle verilen kredilerden yararlananlar, daha inşaatı bitmemiş olanlar da dahil olmak üzere, konuta yatırım yapıyor fakat ev alırken kriterlerimiz arasında can güvenliğimiz neredeyse pek olmuyor.

Aldığınız Ev Depreme Dayanıklı Mı?


Ev almaya karar vermeden önce yapının projesinin olup olmadığını, zemin etüdünün yapılıp yapılmadığını, deprem yönetmeliğinin dikkate alınıp alınmadığını araştırmak gerekir. Projeleri kimin hazırladığı ve projelerin denetlenip denetlenmediği, binanın kullanım izni ve ruhsatının bulunup bulunmadığı, yapıda nasıl bir beton kullanıldığını, malzemenin standartlara uygun olup olmadığını, yapının projeye uygun inşa edilip edilmediğini ve temellerde su yalıtımı yapılıp yapılmadığını mutlaka kontrol ettirmek gerekir.

Deprem yönetmeliklerinin amacı yapıların hasar görmesini engellemek değil, can kaybını önlemektir. Büyük bir depremde yapı büyük miktarda strüktürel ve strüktürel olmayan hasara uğrayabilir, fakat yapı yıkılmadığı müddetçe, yönetmelikler amaçlarına ulaşmış olarak kabul edilir.

Cezayir, ABD ve Japonya'da deprem hasarları konusunda çalışmalar yürüten Wang, Kaliforniya'da hasar gören yapılar üzerinde yaptığı incelemelerde, mimari tasarım kararlarının, bazı yapıların hasar görmesinde, diğer tasarım kararlarına göre açık bir şekilde belirleyici olduğu sonucuna varmıştır.

Yıkıcı depremlerden çıkarılan dersler, depreme dayanıklı yapı tasarımı için aynı önemde ve aynı anda üç temel koşulun bir araya getirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
a. Depreme dayanıklı mimari tasarım
b. Yasa ve Yönetmeliklere uygunluk
c. Nitelikli malzeme, uygulama ve denetim

Neden Japon Evleri Depreme Daha Dayanıklı?

Japon konutlarında duvar kalınlıklarının 5-6 en fazla 8 cm. olduğu dikkati çekiyor. Bölmeler, kapılar ve pencereler çok ince, hafif, ağaç çıtalar üzerinde ışığı geçiren cam ve kağıtlar ile detaylandırılıyor. Portatif olmasıyla dikkat çeken bu yapılar aynı zamanda kullanışlılık da sağlıyor.

Geleneksel ve çağdaş Japon konut mimarisinde rasyonel bir plan anlayışı görülüyor, çıkma ve cumba gibi hareketli plan anlayışı görülmüyor. Türkiye'deki imar anlayışından çok daha farklı bir tarz uygulanan Japonya'da görünümün yanı sıra güvenlik ve kriz yönetimi ön planda tutulmakta.

Uyudukları yerleri mobilyadan çok döşek, yastık ve yorgan ile döşeyen Japonlar bunları sürme kapaklı gömme dolaplarda depolanmaktalar. Günümüz konutlarında iletişim araçları ve beyaz eşyalarını da özel kapaklı alçak mobilyalarda depolayarak devrilme riskine karşı koyuyorlar.

Hükümet de depreme dayanıklı evlerinin sayısındaki artışı sağlamakla birlikte, muhtemel bir depremde ölecek kişi sayısının azalması için de yapılan çalışmalara ciddi bütçe ayırıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kulhak’kına Giren Şoför ve Ben!

Hesabına güvenen gelsin bakalım!

Erkek Annelerine Hayati Tavsiyeler!