Kayıtlar

Şimdi buradan çıkacağım ve....

Şimdi şirin ofisimdeki, az sayıdaki sıcakkanlı mesai arkadaşımla vedalaşıp, çok para vermesem de işimi gören 4 tekerleklime koşup, kontağı çevireceğim. Klimaya ihtiyacım yok. Çünkü camları açtığımda genzimde tatlılığını bile hissettiğim çiçek kokusu, denizden gelen rüzgarla birlikte ciğerlerime dolacak. Şehir trafiği, egzoz kokusu, korna sesi olmadığı için kısa süreceğinden endişelendiğim yolculukla, sahil şeridi, birkaç sokak, biraz ağaçlık geçtikten sonra bembeyaz evimi uzaktan göreceğim. Bahçesinde gözüm gibi baktığım erguvanlarımı kontrol edip, akşamın en anlamlı saatinde balkon keyfimi kaçırmamak için tatlı bir telaşla evime gireceğim. Taşların serinliği ayaklarımdan bütün vücuduma yayılırken zaten günün yorgunluğunun çoğunu atmış olacağım. Mutfağa koşup, akşamdan hazırladığım zeytinyağlıları, balkondaki kocaman pembe çiçekli örtülerle bezenmiş masanın üzerine koyacağım. Tam hafifçe esen rüzgardan cesaret alıp havalanmaya çalışan peçetelerin peşinden koşarken, O'nu göreceğim. ...

Huysuz meleğim'e...

Her yitenin arkasından hayat devam ediyor ama insan hep buruk kalıyor. Güldüğünde bir suçluluk hissi, mutlu olduğunda utanma... Üstelik geçmesi için belli bir zaman da yok. Yara değil ki iyileşsin, yol değil ki bitsin... Ölümle çok küçükken tanışmıştım ama üzerinden yıllar geçti. Ölüm, yıllar sonra, geçtiğimiz günlerde, 26 Mayıs'ta annenemin aramızdan ayrılışıyla kendini hatırlattı bana. Ölmeyi genelde bayılmak zannettiğimizi olayın ciddiyetine vardığımda anladım. Sevdiğin birini toprağın altına yerleştirip onu orada bırakıp gitmek çok zormuş gerçekten. 25 senedir benim için ana olan, oyun arkadaşı olan, yerlerde yuvarlanan, kucağında taşıyan, uyutan, yemek hazırlayan, tuvalete götüren, mezuniyetlerime sevinen, hediyeler alan, şımartan, anneme- babama karşı koruyan, gezmeye götüren, dualar eden... kısaca daha iyi olmam için elinden gelen her şeyi yapan Anneanneciğime yeterli karşılığı verememiş olmanın ezikliğiyle arkasından ağlıyorum. Gereksiz yere arkasından gözlerimi devirdiğim ...

Roaccutane Günlükleri'mi Kapatıyorum!

Bu kez elveda günlük diye başlayıp arkandan 3 taş atacağım! 9 eylül'den beri devam ettiğim, son 3 aydır 60 mg olarak tükettiğim, baş belam, sırt ağrım, eklem sızım, baş dönmem, ağlama duvarım Roaccutane ile ilişkimi kesmek üzereyim:) "4 tane leşi var, topuklarıma sıkar vallahi" dedirtip korkudan ayrılamadığın belalı sevgili edasıyla, resmen mecburiyetten hayatıma aldığım ve giderek alışmak zorunda kaldığım malum ilaç, sonunda numarasını gösterdi! Son 15 gündür, günde sadece 20 mg olarak aldığım bu kötü etkili ilacın cildime epey faydalı olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Gerçi bu kadar yan etki bırakmama izin verseler ben ekolojik dengeyi değiştirir, bütün cisim ve nesnelere yeniden isim falan verirdim herhalde.. (Zahmet oldu kendisine ama işe yaradı!) Şu an o kadar hassasım ki, yüzümü kaşısam bile ufak çizikler açıyorum ya da kanatıyorum ama bütün yan etkiler azalarak vücudumu terk ediyor. Yaz gelmeden tedavinin bitmesi de iyi oldu, aksi halde bu güneşte kimonomu & ş...

İşi düşünce kuşandığın kibarlığına vurulduğumunun...

Lafa zincirleme sıfat kazasıyla başlamış olabilirim ama bizinis olayları cidden aşmış durumda! Gördüğüm ve duyduğum hikayeleri en ufağından derleyip bir dizi yapsam, ağlatırken gıcık eden, güldürürken tepindiren, benzerine rastlanmamış bir tarza imza atarım. Yer yer "restine rest", hatta sıkça iyice zıvanadan çıkıp "caaart kaba kağıt" şekline dönüşen ikili ilişkiler, ofis ortamında yaşanan ufak bir mecburiyet anında rafadan yumurtadan cıvık bir hale gelebiliyor. Hayır, ben daha geçen sabah yedim bir tanesini de oradan biliyorum:) Böyle durumlar yaşamamak için öğrenilecek altın kural: "B.k altında kalırım laf altında kalmam" diye çata çat cevap verip iyice gerdiğin ilişkiyi, yapılması gereken işin yüzü suyu hürmetine paşa paşa gidip toparlarsın." -En azından -toparlamaya çalışırsın. E bu da pek komik olur. Motivasyonu az önce toprağa verdiğin insanoğlu için gelsin ciciler biciler, efenimler, canımlar... O yavrum da ani davranış değişiklikleri k...

Roaccutane Günlükleri Son Düzlük

Efenim geçen gün doktoruma tahlil sonuçlarımla birlikte tekrar uğradıktan sonra müjdeli haberi aldım. En fazla 2 ay daha sevgili işkencemle birlikteyiz, sonrasında anlaşarak ayrılıyoruz. Filhakika kendisiyle olan seviyeli birlikteliğimiz iliğime kemiğime kadar işlemişti... Aynı zamanda kısa kuyruk da bana çok alıştı. Kendi bünyesi gibi hiç utanmadan, çekinmeden kızarıklıklar çatlamalar, patlamalar yapıyor, vücudumda gönlünce eğleniyordu. Ama işin tadını kaçırmamak lazım! 4. ayımı geride bırakırken son haftalarda aşırı halde baş dönmesiyle boğuşuyorum ki ilacın böyle bir yan etkisi yokmuş aslında. O zaman bana ne oluyor bilemedim... Kas ve eklem ağrılarım bir yaşlı teyzeninkiyle yarışacak kadar olmasa da rahatsız edici, ama doz artışında şiddetlenen ağrılara, vücut bir süre sonra alışıyor. Öldürecek kadar değil de bir miktar süründürüyor açıkçası. Hala arada minik sivilcelerim çıksa da cildim cidden bebek teni gibi oldu. Hatta bu konuyu biraz fazla abartmış bile olabilir Zira dokunsalar...

Heeeep İstediğim Oldu!

2011 bana oldukça iyi geldi. Bir önceki yıl çok üzülüp ağlarken meğer çok güzel şeylerin taksidini ödemişim onu anladım... Yeni bir iş, yeni arkadaşlar, hoş muhabbetlerle başladığım yıl birkaç ay sonra büyük bir mucizeyi getirdi. Minik pembe ayacıkları, kapalı gözleriyle parmağıma sarılan, kucağıma aldığımda bütün derdi tasayı unuttuğum, ben doğurana kadar dünyanın en harika bebeği olduğunu düşüneceğim (eee bu kısmı ablam okumaz umarım:) ) Kaan'ıma kavuştum, teyze oldum. 2011 içinde birlikte güldük, birlikte hasta olduk, yedik, kustuk, oynadık, uyuduk, emekledik. sayesinde güzel ailemin de neşesi katlandı, birlik beraberliği arttı. Çok şükür ki yılın daha 5. ayında hayatımın bir diğer mucizesi karşıma çıktı ya da ben onun karşısına çıktım:) "Nesini seviyorsun?" sorusuna hayatımda ilk kez cevap veremediğim muhteşem insan hayatıma girdi. Çünkü sevgi için koşul gerekmiyor bunu yaşayarak öğrendim. Çok mutlu oldum, çok mutlu ettim, birlikte güldük, gezdik, üzüldük, en civcivli...

Roaccutane Günlükleri -3

İlaca 9 Eylül 2011'de başladım. Şu an 15 Kasım, aradaki hasta olup kullanamadığım 2 haftayı saymazsam, 50 gün kadar olmuş. 3 Kasım'dan beri 40 mg'a çıkardığım doz sayesinde, son bir haftadır Roaccutane'la yüzümde kuruma ve pullanma hız kesmeden devam ediyor:) Birkaç yeni sivilcem çıkmış olsa da öyle "suratınız çiçek bahçesine dönecek" kehanetleri hala gerçekliğini ispatlayamadı. Konuyla ilgisi var mı bilmiyorum ama sık sık baş ağrısı yaşıyorum. Yüzdeki kuruma için L'oreal Hydrafresh su bazlı kremi kullanıyorum ve oldukça memnunum. Hiç yağlandırmadan nemlendiriyor ve pul pul dökülmeyi önlüyor. Bepanthen kremle yaşadığımız fırtınalı ilişki beni kesmediğinden Bepanthen merheme geçiş yaptık, doktorumun isteğiyle... Ve bence merhemin tadı daha güzel ama yine de çileklisi, karpuzlusu falan çıkarsa hayır demem sevgili Bayer yetkilileri:) Burun kanaması çoook hafif, diş eti kanaması da bu sabah ilk kez yoğun bir şekilde yaşandı. Ama korkulacak bir durum yok. Kend...